Bu kış Türkiye'de olduğu gibi, Macaristan'da da havalar normalden daha sıcak ve kurak. Bu sene bir gün hariç -ki onda da Türkiye'deydik- hiç kar yağmadı. Ama bu, Macar halkı için kış sporlarının yapılmaması anlamına gelmiyor. Örneğin buz pateni pistleri faaliyetlerine devam ediyor.
Bir kaç hafta önce, Ege ilk buz pateni dersini aldı ve ilk ders için oldukça başarılıydı. Ertesi hafta olan derse gitmeye de oldukça istekliydi. Heyecanla hazırlandı, koştura koştura gitti. Ders başladı. Önce her şey Ege için çok güzel gidiyordu, ta ki bir çocuk ağlamaya başlayana kadar. Ege, ağlayan çocuğu görünce demoralize oldu, ne yapacağını şaşırdı ve o da ağlamaya başladı. Daha sonra da dersi yarıda kesip, dışarı geldi. Neden ağladığını sorduğumuzda, sürekli düştüğünü ve yapamadığını söyledi. Bu maceramız da başlamadan bitmiş oldu
Önümüzdeki hafta okullar "kayak tatili"ne giriyorlar. Bu tatili değerlendirmek için kayak yapmaya gitmeye karar verdik. Ege de kayak yapmaya çok istekli. Aynı buz pateninde olduğu gibi. Umarım sonu buz pateni gibi olmaz. Haftaya dönünce de bunun sonucunu anlatırım. Umarım korkularını yener ve hayatta her şeyi düşe kalka öğreneceğini anlar.
18 Şubat 2014 Salı
12 Şubat 2014 Çarşamba
Yabancı bir okulda ilk tecrübeler 3
Daha önce Ege'nin okulunun verdiği eğitimlerden bahsetmiştim. Hatırlarsanız yazısız kitaplarla okumaya başlamaları bana çok ilginç gelmişti. Gerçekten de yazısı olmayan kitaplar eve gönderiliyor ve sayfalardaki resimler hakkında konuşuyorduk. Yakın zamanda bu kitapların içinde yazı olanları eve gelmeye başladı. Ama uzun uzun cümlelerden bahsetmiyorum, sadece kelimeler ve kısa cümlelerden oluşuyor. Şimdilerde en sevdiğimiz şey bu kitapları okumak, Ege bunları okumaktan gerçekten çok keyif alıyor. Ama sevmediği bir şey var o da fişleri okumak. Ege'nin ilgisini çekebilmek için de her okuduğu fişi yazdırıyorum. Çünkü yazı yazmayı çok seviyor. Geçen hafta okulda yine velilere çocuklara yazı yazmanın geliştirilmesi konusunda kısa bilgi verildi. Geçen sene de buna benzer bir çalışma yapılmıştı ve bloğumda paylaşmıştım. Şimdi biraz daha detay bilgi verildi. Bunların içinde en önemli konu çocuğunuzun fiziksel gelişiminin yazı yazmaya hazır olup olmadığı. Daha önceki seansta da, bunda da sıklıkla üzerinde durulan konu çocukların el ve kol kaslarının yeterince geliştirilmesi. Öğretmenlerin önerileri çocukların bol bol hamurla oynaması, mümkünse duvar tırmanmaları, kol ve el kaslarını güçlendirecek her tür fiziksel aktivitenin desteklenmesi. Yine üzerinde durulan nokta el yazısı. Türkiye'de artık el yazısı öğretiliyor. İngiliz eğitim sistemi de bu açıdan, Türk sistemiyle aynı. El yazısını öğretmelerinin amacı çocukların daha kolay yazmalarıymış. El yazısı öğrenen çocukların daha az kollarınn yorulduğu ve böylece daha kolay yazdıkları düşünülüyormuş. Ancak unutulmaması gereken konu ise çocuklara büyük harfle yazı yazmayı öğretmemekmiş. Çünkü elyazısı öğrenmesi gereken çocuğun, önce büyük harf yazmayı öğrenmesi el yazısı yazmasını zorlaştırıyormuş.
Yazı yazmayı da eğlenceli hale getirmek önemli. Yazmayı öğrenirken kalem kağıt yerine kullanılacak bir çok çeşitli malzeme var. Örneğin kum, un, şeker gibi toz maddeleri büyük bir tepsiye koyup, çocuğunuzun elleriyle şekiller ya da harfler yapmasını sağlayabilirsiniz.
Daha önceki sunumla tekrar eden konular olsa da biz velileri yönlendirmesi açısından bunların çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
Yazı yazmayı da eğlenceli hale getirmek önemli. Yazmayı öğrenirken kalem kağıt yerine kullanılacak bir çok çeşitli malzeme var. Örneğin kum, un, şeker gibi toz maddeleri büyük bir tepsiye koyup, çocuğunuzun elleriyle şekiller ya da harfler yapmasını sağlayabilirsiniz.
Daha önceki sunumla tekrar eden konular olsa da biz velileri yönlendirmesi açısından bunların çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
2 Ocak 2014 Perşembe
Ada'ya tuvalet eğitimi III
Yazın Ada 2 yaşında diye düşünerek tuvalet eğitimine başlamıştım ama çok başarılı olmamıştı. Ada, tuvalete oturmak istemedi, oturursa da tuvaletini yapmak istemedi. Çok da uğraşmadım aslında, 2 gün sonunda pes ettim ve kış mevsimine bıraktım bu eğitimi.
Şubat ayında okulları 2 hafta tatil olacak o zaman başlarım diye düşündüm. Ancak, Ada 2 haftalık noel tatiline girerken öğretmeninin bize verdiği bilgiye göre okullar açılınca tüm sınıfa tuvalet eğitimi vermeye başlayacaklardı. Tuvalet eğitimi benim korkulu rüyamdı. Bu bilgiyi alınca elim ayağım dolandı, ne yapacağımı bilemedim. Hemen gidip lazımlık aldım ve işe koyuldum. İlk 1.5 gün tam bir felaketti. Ama sonra bir şey oldu, yeni yılın gelmesiyle sanki sihirli bir değnek değdi ve Ada çişini söylemeye başladı. Yani bana yeni yıl hediyesi verdi. Bugün 4. gün şimdilik çişle ilgili sorun yok ama tabi bir de kaka mevzusu var, onu daha çözemedik. Umarım en kısa zamanda bu sorun da çözülür. Sonsuza kadar içinde saklayacak değil ya :)
Şubat ayında okulları 2 hafta tatil olacak o zaman başlarım diye düşündüm. Ancak, Ada 2 haftalık noel tatiline girerken öğretmeninin bize verdiği bilgiye göre okullar açılınca tüm sınıfa tuvalet eğitimi vermeye başlayacaklardı. Tuvalet eğitimi benim korkulu rüyamdı. Bu bilgiyi alınca elim ayağım dolandı, ne yapacağımı bilemedim. Hemen gidip lazımlık aldım ve işe koyuldum. İlk 1.5 gün tam bir felaketti. Ama sonra bir şey oldu, yeni yılın gelmesiyle sanki sihirli bir değnek değdi ve Ada çişini söylemeye başladı. Yani bana yeni yıl hediyesi verdi. Bugün 4. gün şimdilik çişle ilgili sorun yok ama tabi bir de kaka mevzusu var, onu daha çözemedik. Umarım en kısa zamanda bu sorun da çözülür. Sonsuza kadar içinde saklayacak değil ya :)
12 Aralık 2013 Perşembe
Gerbeaud tatlısı
Budapeşte'de Ege'nin okulunda bir klüp kuruldu. Velilerin oluşturduğu bu klüp yabancı ailelere Macar kültürünü öğretmeyi amaçlıyor. Daha önce tarihi yerlere gezi düzenleyen bu klüp, şimdi de çeşitli Macar yemeklerini bizlere öğretmeye başladı. Macar yemekleri bana kalırsa çok lezzetli değiller. Ancak Macarlar hamur işine çok düşkünler ve bu konuda da oldukça başarılılar. Bu hafta ismini Budapeşte'nin en meşhur kafesinden alan "Gerbeaud" isimli tatlıyı yapmayı öğrendik. Aslına bu blokta yemek tarifi paylaşmayı planlamıyordum ama bu tatlı çok lezzetli. Biraz uğraştırıyor ama sonuç mükemmel.
Şimdi sizinle tarifi paylaşayım;
Malzemeler:
Hamur için: 1/4 su bardağı ılık su, bir paket yaş mayanın 1/4ü, 500 g. un, 1 tatlı kaşığı karbonat, 1 paket vanilin, 4 tatlı kaşığı pudra şekeri, 250 g. Tereyağı, 100 ml. Ekşik krema ( bunu Türkiye'de bulmak kolay değil muadil olarak süzme yoğurt kullanılabilir ancak süzme yoğurdu bile biraz daha süzmek gerekli), 1 yumurta sarısı, 1 tutam tuz
İçi için: 300 g. dövülmüş ceviz, 250 g. Pudra şekeri, 2 paket vanilin, 1 kg kadar kayısı marmelatı.
Üstü için: 5 çorba kaşığı kakao, 6-7 kaşık pudra şekeri ( tatlıyı ne kadar sevdiğinize göre karar verebilirsiniz), 1 tatlı kaşığı tereyağı, 1 kaşık çiçek yağı, yarım bardak kadar sıcak su.
Hazırlanışı:
Ilık süte yaş maya ve 1 tatlı kaşığı şeker katılır. Biraz karıştırılıp kabarması için kenarda bekletilir. 500g. una 1 tatlı kaşığı karbonat, 1 vanilin, 1 tutam tuz ve 4 kaşık pudra şekeri ilave edilip karıştırılır. Daha sonra bu karışıma 250 g. tereyağı kesilerek ilave edilir. Daha sonra ekşi krema ve 1 yumurta sarısı da katılarak iyice yoğurulur. Bu hamura kabaran maya da ilave edilir. Hamur ele yapışmayacak hale gelene kadar yoğurulur. Yumuşak bir hamur elde edilir ve bu hamur 3 eşit parçaya kesilip, streç filme sarılıp buzdolabına konulur. 15 dakika buzdolabında tutulur.
15 dakika sonra ilk parça hamur altına yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisi boyutunda açılmaya başlanır. İnce bir yufka elde edilir ve bu fırın tepsisine yerleştirilir. Ama en önemli nokta tam tepsi boyutunda olması gerektiğidir. Bu yufkanın üzerine bolca kayısı marmelatı sürülür, üzerine şeker ve vanilin ile karıştırılmış ceviz ilave edilir.
Daha sonra aynı işlem ikinci hamur için de uygulanır. İncecik açılıp üzerine marmelat ve ceviz karışımı dökülür. 3 hamur ise açılıp bu iki yufkanın üzerine kapatılır. Çatalla hamur bir kaç yerden delinir. Önceden 190 derecede ısınmış fırında yaklaşık 30 dakika pişirilir.
Piştikten sonra soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra çikolata sos hazırlanır. Çikolata sosu için bütün malzeme bir kapta sıcak suyla karıştırılıp koyu bir sos elde edilir. Soğumuş tatlımız üzerine sos güzelce döşenir ve tekrar soğumaya bırakılır. Çikolata sos da soğuyunca küçük kareler şeklinde tatlımız kesilip, servis yapılır. Ayrıca biraz bekleyince bu küçük parçaları kavanozlara koyup 2 hafta kadar saklamanız mümkünmüş :)
Çocukların akıllıca sözleri
Çocukların dünyası o kadar farklı ki, biz büyükler o dünyadadan geldiğimizi tamamen unutmuş durumdayız. Keşke tekrar çocukça düşünebilsek.
Dün 4 yaşındaki oğlum Ege bana öyle komik bir şey söyledi ki bunu mutlaka yazmalıyım ve gelecekte de unutmayıp ona anlatmalıyım diye düşündüm.
Ege, bu ararlar uzay ve astronotlara ilgi duyuyor. Okulun kütüphanesinden sürekli uzayla ilgili kitaplar getiriyor ve birlikte okuyoruz. Bu kitaplarda da genelde aynı resimleri kullanıyorlar. Bu resimlerden bir tanesi de Neil Armstrong'un Ay'a ilk adım attığında ABD bayrağı ile çekilmiş olan fotoğrafı. Ege hep bu resimi görürdü ama hiç bayrakla ilgili bir şey sormamıştı.
Dün elinde bir oyuncak kataloğu vardı ve katalogda Vahşi Batı konseptiyle hazırlanmış oyuncaklar ve oyuncakların arkasında da ABD bayrağı vardı.
Ege'nin bu resmi görünce sorduğu soru:
"Anne bu bayrak neden burada, uzayda olması gerekmiyor muydu?"
Dün 4 yaşındaki oğlum Ege bana öyle komik bir şey söyledi ki bunu mutlaka yazmalıyım ve gelecekte de unutmayıp ona anlatmalıyım diye düşündüm.
Ege, bu ararlar uzay ve astronotlara ilgi duyuyor. Okulun kütüphanesinden sürekli uzayla ilgili kitaplar getiriyor ve birlikte okuyoruz. Bu kitaplarda da genelde aynı resimleri kullanıyorlar. Bu resimlerden bir tanesi de Neil Armstrong'un Ay'a ilk adım attığında ABD bayrağı ile çekilmiş olan fotoğrafı. Ege hep bu resimi görürdü ama hiç bayrakla ilgili bir şey sormamıştı.
Dün elinde bir oyuncak kataloğu vardı ve katalogda Vahşi Batı konseptiyle hazırlanmış oyuncaklar ve oyuncakların arkasında da ABD bayrağı vardı.
Ege'nin bu resmi görünce sorduğu soru:
"Anne bu bayrak neden burada, uzayda olması gerekmiyor muydu?"
13 Kasım 2013 Çarşamba
Ege okuma öğreniyor
4 yaşındaki oğlum Ege, burada daha önce bahsettiğim gibi British sisteminde eğitim görüyor ve bu sistemde ilk okula başlama yaşı 5. Aynı Türkiye'de hükümetin geçen sene eğitim sistemini tepe taklak yaparken belirlediği yaş gibi. Tabi uygulama farklı, amaç farklı.
Bu sene bloğa daha az vakit ayırmamın en önemli nedenlerinden biri Ege'nin okulunun aileler ile çok fazla iletişim halinde olması. Haftanın en az 2-3 günü okula çağırılıp ya eğitim alıyoruz veliler olarak ya da bilgi paylaşımında bulunuluyor.
Bu aralar Ege'nin elinde üzerinde yazı olmayan kitaplar var. Bu kitaplar ile çocuklar okumayı öğreneceklermiş. Üzerinde yazı olmadan okumayı öğrenmek çok enteresan, sizce de öyle değil mi?
Bu kitaplar aynı zamanda velilere de ödev. Kitaptaki resimlere bakıp, hikaye üzerinde tartışıyoruz. Daha sonra da kitabın resimlerinin üzerinde yazan ör: berber, kütüphane gibi kelimeleri bulmaya çalışıyoruz. Bulduğumuz kelimelerin harflerini tek tek okuyup, isminin içinde geçen harflerle eşleştiriyoruz. Bir de fişlerimiz var aynı bizim çocukluğumuzda olduğu gibi. Bu fişlerle de yine kitaptaki karakterleri eşleştiriyoruz. Fişlerin üzerinde kitaptaki karakterlerin ismi yazıyor. O isimleri okuyup, kitapta hangi karaktere ait olduğunu buluyoruz.
İlk başta anlamsız gelen bu çalışma sonucunda, sadece 20 dakikada Ege, 3 kelimeyi okumaya başladı. Acaba ezberledi de, hep aynı fişi görünce mi tanıyor diye düşündüm ve başka kağıtlara bu kelimeleri yazmaya başladım. Ama yazdıklarımı da okuduğunu gördüm. Şimdi yeni kelimeler de öğrenmeye başladı. Bu fişlerle yeni oyunumuz da kelime eşleştirmece. Aynı kelimeleri başka kağıtlara yazıp eşini bulmaya çalışıyoruz.
Sizde belki evinizdeki kitaplarla bu oyunu oynayabilirsiniz. Üzerinde yazılar olsa bile, siz yazıları okumadan sadece resimler üzerinden konuşabilirsiniz. Belki çocuğunuz kitaptaki hikayeden çok daha farklı hikayeler üretebilir. Böylece çocuğunuzun hayal gücünü de geliştirebilirsiniz.
Bu sene bloğa daha az vakit ayırmamın en önemli nedenlerinden biri Ege'nin okulunun aileler ile çok fazla iletişim halinde olması. Haftanın en az 2-3 günü okula çağırılıp ya eğitim alıyoruz veliler olarak ya da bilgi paylaşımında bulunuluyor.
Bu aralar Ege'nin elinde üzerinde yazı olmayan kitaplar var. Bu kitaplar ile çocuklar okumayı öğreneceklermiş. Üzerinde yazı olmadan okumayı öğrenmek çok enteresan, sizce de öyle değil mi?
Bu kitaplar aynı zamanda velilere de ödev. Kitaptaki resimlere bakıp, hikaye üzerinde tartışıyoruz. Daha sonra da kitabın resimlerinin üzerinde yazan ör: berber, kütüphane gibi kelimeleri bulmaya çalışıyoruz. Bulduğumuz kelimelerin harflerini tek tek okuyup, isminin içinde geçen harflerle eşleştiriyoruz. Bir de fişlerimiz var aynı bizim çocukluğumuzda olduğu gibi. Bu fişlerle de yine kitaptaki karakterleri eşleştiriyoruz. Fişlerin üzerinde kitaptaki karakterlerin ismi yazıyor. O isimleri okuyup, kitapta hangi karaktere ait olduğunu buluyoruz.
İlk başta anlamsız gelen bu çalışma sonucunda, sadece 20 dakikada Ege, 3 kelimeyi okumaya başladı. Acaba ezberledi de, hep aynı fişi görünce mi tanıyor diye düşündüm ve başka kağıtlara bu kelimeleri yazmaya başladım. Ama yazdıklarımı da okuduğunu gördüm. Şimdi yeni kelimeler de öğrenmeye başladı. Bu fişlerle yeni oyunumuz da kelime eşleştirmece. Aynı kelimeleri başka kağıtlara yazıp eşini bulmaya çalışıyoruz.
Sizde belki evinizdeki kitaplarla bu oyunu oynayabilirsiniz. Üzerinde yazılar olsa bile, siz yazıları okumadan sadece resimler üzerinden konuşabilirsiniz. Belki çocuğunuz kitaptaki hikayeden çok daha farklı hikayeler üretebilir. Böylece çocuğunuzun hayal gücünü de geliştirebilirsiniz.
8 Ekim 2013 Salı
Çocuklara nasıl davranmalı
Sabah çocukları okula götürmeye hazırlamak, onlara kahvaltılarını yedirmek, giydirmek, eğer ben de çıkacaksam onlarla birlikte bir de kendimi yedirip giydirmek kabus oluyor. Yine böyle herkesin birden evden çıkması gereken koşturmalı bir gündü. Ben de Ege'yi okula bırakacaktım, çünkü okullarında yine veli eğitimi vardı. Eğitimin konusu da çocuklara nasıl davranılması gerektiğiyle ilgiliydi. Sabah yine pür telaş hazırlanmaya çalışıyorduk, eşimle kızımı hazırlayıp gönderdim, Ege de giyindi ve benim hazırlanmamı bekliyordu. Ama bana hiç rahat vermiyor, giyinmeye çalışıyorum kapılara vuruyor, ayakkabılarını giy diyorum sokak kapısıyla oynuyor ama ayakkabı ve montunu giymiyordu. Bağırış, çağırış evden çıkmaya çalışıyorduk. Tam o sırada farkediyorum ki okul formasını ters giymiş hadi baştan giyiniyoruz ama tabi yine bir telaş.
Okula gidince bahsettiğim eğitim başlıyor ve bütün aileleri tam kalbinden vuruyor. Aslında hemen hepimizin bildiklerini anlatıyorlar. Benim yukarıda anlattığım ve yanlış yaptığım her şeyi orada yüzümüze çat çat vuruyorlar.
Buyrun biraz bahsedeyim neler yapmamız gerektiğinden;
Öncelikle en büyük hatam ve bir çoğumuzunda yaptığı hata:
Olumsuz uyarılar, örneğin koşma, bağırma gibi olumsuzluk ekleri uyarılar.
Bu tip uyarılar çocuğun sizi dinlemesini sağlamayacak, o an dinlese bile tekrar aynı şeyi
yapmasına neden olacaktır.
Bu tip uyarılar yerine olumlu uyarılar tercih edilmeli:
Örneğin, yürür müsün veya alçak sesle konuşur musun vs.
Bir diğer yaptığımız hata, "aferin oğluma/kızıma gibi takdir sözcükleri.
Bunun yerine, "odanı ne güzel toplamışsın", " alçak sesle konuşman çok hoşuma gitti" gibi neyi doğru yaptığını açıkça belirten cümleler kurulmalı.
Bir diğer konuda "lütfen" değil " teşekkür ederim" demek.
Buna da bir örnek verelim, "otur lütfen" dediğimizde çocuğa seçenek şansı bırakmıyoruz. Aslında bu bir emir, ama yaptığı davranış için "teşekkür ederim" demek onu yüreklendiren ve mutlu eden bir cevap olacaktır.
Daha anlatacak çok şey var ama en önemli nokta, bizler rol modeliz ve biz ne yaparsak çocuğumuz onu öğrenir. Bunu zaten biliyoruz ama unutmamalıyız.
Bu toplantının bitiminde kendimi çok kötü bir anne olaeak gördüm. Moralim bozuldu, nasıl bu kadar kötü anne olabilirim diye. Çünkü bunları uygulamak hayatın koşuşturmacasında mümkün olmuyor. Bir tek kendimin bu şekilde olduğunu düşünüp daha da çok üzüldüm ama yalnız değilmişim.
Dışarı çıktığımda katılan velilerin hepsi biz bunu nasıl uygulayacağız diye kara kara düşünmeye başlamıştı. Demekki yalnız değildim ama bu konularda daha dikkatli olacağıma da söz verdim. Bakalım uygulayabilecek miyim.
Bu eğitimin detayları için,
http://www.nordanglia.com/budapest/images/doc_library/curriculum/nursery/EYFS%20-%20Behaviour%20and%20Independence.pdf
Okula gidince bahsettiğim eğitim başlıyor ve bütün aileleri tam kalbinden vuruyor. Aslında hemen hepimizin bildiklerini anlatıyorlar. Benim yukarıda anlattığım ve yanlış yaptığım her şeyi orada yüzümüze çat çat vuruyorlar.
Buyrun biraz bahsedeyim neler yapmamız gerektiğinden;
Öncelikle en büyük hatam ve bir çoğumuzunda yaptığı hata:
Olumsuz uyarılar, örneğin koşma, bağırma gibi olumsuzluk ekleri uyarılar.
Bu tip uyarılar çocuğun sizi dinlemesini sağlamayacak, o an dinlese bile tekrar aynı şeyi
yapmasına neden olacaktır.
Bu tip uyarılar yerine olumlu uyarılar tercih edilmeli:
Örneğin, yürür müsün veya alçak sesle konuşur musun vs.
Bir diğer yaptığımız hata, "aferin oğluma/kızıma gibi takdir sözcükleri.
Bunun yerine, "odanı ne güzel toplamışsın", " alçak sesle konuşman çok hoşuma gitti" gibi neyi doğru yaptığını açıkça belirten cümleler kurulmalı.
Bir diğer konuda "lütfen" değil " teşekkür ederim" demek.
Buna da bir örnek verelim, "otur lütfen" dediğimizde çocuğa seçenek şansı bırakmıyoruz. Aslında bu bir emir, ama yaptığı davranış için "teşekkür ederim" demek onu yüreklendiren ve mutlu eden bir cevap olacaktır.
Daha anlatacak çok şey var ama en önemli nokta, bizler rol modeliz ve biz ne yaparsak çocuğumuz onu öğrenir. Bunu zaten biliyoruz ama unutmamalıyız.
Bu toplantının bitiminde kendimi çok kötü bir anne olaeak gördüm. Moralim bozuldu, nasıl bu kadar kötü anne olabilirim diye. Çünkü bunları uygulamak hayatın koşuşturmacasında mümkün olmuyor. Bir tek kendimin bu şekilde olduğunu düşünüp daha da çok üzüldüm ama yalnız değilmişim.
Dışarı çıktığımda katılan velilerin hepsi biz bunu nasıl uygulayacağız diye kara kara düşünmeye başlamıştı. Demekki yalnız değildim ama bu konularda daha dikkatli olacağıma da söz verdim. Bakalım uygulayabilecek miyim.
Bu eğitimin detayları için,
http://www.nordanglia.com/budapest/images/doc_library/curriculum/nursery/EYFS%20-%20Behaviour%20and%20Independence.pdf
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
