Eşimin işi nedeniyle Budapeşte'ye gelirken bir hayalim de burada çalışmaktı. Ama şehre, ülkeye alışmak, çocukları okula alıştırmak gibi önceliklerim olduğu için çalışmayı ikinci plana atmıştım. Yaz aylarında hem artık şehre alıştığım hem de biraz sıkılmaya başladığım için iş başvuruları yaptım. Türkiye'de de olan dünyanın en büyük şirketlerinden birine görüşmeye gittim. Çok güzel geçen mülakatlar sonucunda -ki bu mülakatlar neredeyse 2 ay sürdü- bana teklif vermelerini bekliyordum. Çok heyecanlıydım. Kafamda her şeyi planlamıştım. Saat 13.00-19.00 arası bakıcı gelir, evimin işini yapar, çocuklarımla okuldan sonra ilgilenir. Her şey harikaydı. Hatta harika bir bakıcı adayım vardı. Az çok vereceğim bakıcı ücreti belliydi. Heyecanla teklifi beklemeye başladım veeee... Evet yaşasın teklif geldi ama Macaristan ekonomisinin acı gerçeği yüzüme tokat gibi çarptı. Maaş=bakıcı ücreti.
Ne yapacağımı bilemedim. Kabul etsem, sadece evde sıkılmamış olmak için çalışacağım elimde avucumda bir şey kalmayacak. Bir de üstüne çocuklarımla daha az zaman geçireceğim; kabul etmesem, bu sefer de uzun yıllar çalışmamış ve kariyerime uzun süre ara vermiş olacağım. Tabi bir de çocuklar yokken yapacak yeni bir şeyler bulmam gerekli.
Uzun uzun düşündüm. Bir türlü tam olarak ne yapacağıma karar veremedim.
Konuşmadığım, fikrini almadığım kişi kalmadı. Sonuçta işi reddettim. Yıllar sonra belki iş arayıp bulamadığımda kafamı duvarlara vuracağım. Ama görünen o ki; Macaristan'da iş gücü maalesef çok ucuz ve Avrupa ekonomisi hakikaten çok iyi durumda değil.
Siz olsaydınız ne yapardınız? Cevaplarınızı merakla bekliyorum.
8 Eylül 2013 Pazar
20 Ağustos 2013 Salı
Ada'ya tuvalet eğitimi II
Ada'ya tuvalet eğitiminin diğer günleri çok iyi geçmedi. Sürekli olarak altına kaçırıp sonrasında da "kaka yaptım" deyip bana mahsun mahsun bakıyordu. Bir türlü çişini tutamadığını anlamış oldum. Sanırım daha hazır değil tabi bir de üstüne bir hafta boyunca kaka da yapmadı. Kaka yapmadıkça yemek yemedi, yemedikçe kaka yapamadı ve bir kısır döngüye girdi. Biz de vazgeçtik tuvalet eğitiminden. Sanırım daha hazır değil. Aslında bu kadar güzel konuşup, her istediğini anlatırken, altı bağlı olduğu halde kakasının geldiğini bana haber verirken bu eğitimin başarısız olmasını anlamadım. Ama sanırım olay kasların gelişmesinde düğümleniyor. Demekki neymiş; her çocuk farklıymış. Ege, 16 aylıkken "bu bu" diye pipisini gösterip çişini söylüyorken, Ada, 27 aylık olup tuvalete oturmak dahi istemiyor. Şimdi önümüzdeki günlere bakacağız artık. Kışa mı hazır olur, seneye mi göreceğiz.
15 Ağustos 2013 Perşembe
Ada'ya tuvalet eğitimi
Yaz geldi, şimdi annemin yanında İzmir'deyim. Ada da artık 27 aylık her derdini çok güzel anlatıyor. Artık tuvalet eğitimine başlayabilirim diye düşünüyorum. Altı bağlıyken tuvaletini söylüyor. Açıkken de söyleyeceğini umuyordum ve bugün eğitime başladım. Tuvalet simidine oturmaktan pek hoşlanmadığı için bir lazımlık satın aldım. İlk başta bayıldı üstüne oturdu ve ilk çişini yaptı. Ama bir sorun vardı, lazımlığın kapağı kapalıydı. :)
Yani lazımlığın haznesini tutturamadık. Daha sonra da Ada, lazımlığı tabure gibi kullanmaya başladı. Sadece oturuyor ama tuvaletini yapmıyor. 3 kere altına yaptıktan sonra söyledi. Birinde de yapmış ve bize haber vermemişti. Bu daha ilk gün azimliyim, umarım başarırım. Tabi benim azmim yetmiyor, Ada'dan da aynı performansı bekliyorum. Ada duydun mu kızım hadi çişler tuvalete...
Yani lazımlığın haznesini tutturamadık. Daha sonra da Ada, lazımlığı tabure gibi kullanmaya başladı. Sadece oturuyor ama tuvaletini yapmıyor. 3 kere altına yaptıktan sonra söyledi. Birinde de yapmış ve bize haber vermemişti. Bu daha ilk gün azimliyim, umarım başarırım. Tabi benim azmim yetmiyor, Ada'dan da aynı performansı bekliyorum. Ada duydun mu kızım hadi çişler tuvalete...
Budapeşte'de ilk alışveriş
Budapeşte'ye ilk geldiğimizde -evimizi eşyalı kiraladığımız için- yapmamız gereken ilk iş mutfak alışverişi yapmaktı. Büyük süper marketlerde her aradığımızı buluyoruz ancak bir sorun varki o da şu; bazı markalar bildiğimiz isimlerden farklı ve bazı ürünlerde de sadece Macarca açıklama olduğu için tam olarak ne olduğunu anlamak zor. İlk işim çocuklar için kıyma almaktı. Genellikle bütün çocuklar köfteye bayılır, ben de bunun için önce et reyonuna yöneldim ve bulduğum yağsız, güzel gözüken kıymayı aldım. Ancak eve geldiğimde gördümki kıyma kokuyor, ama bozuk olduğu için değil, etin kendisi kokuyor. Köfteleri yaptım ama yedirmek içime sinmedi ve burada iyi bir kasap bulmaya karar verdim. Buradaki en iyi kasabın Türk kasap Sezgin olduğunu öğrendim. Bir de Troya isimli Türk marketi var. Bu markette her şeyi bulmak mümkün. Troya'ya gidince onların da kasap kısmının çok iyi olduğunu gördüm ve alışverişlerimi oradan yapmaya başladım. Sadece kasap değil bir çok ihtiyacınızı oradan giderebilirsiniz. Mesela siyah zeytin gibi :)
Sezgin ise gurme kasap. Sabah erken giderseniz Adana kebap bile bulabiliyorsunuz.
Troya market ile ilgili bilgileri internet adresinden bulabilirsiniz.
http://www.troyamarket.hu/
Kasap Sezgin'in internet adresi yok ama adresi 1053 Magyar utca 52
Macaristan'da güzel yemekler yemeniz dileğiyle :)
Sezgin ise gurme kasap. Sabah erken giderseniz Adana kebap bile bulabiliyorsunuz.
Troya market ile ilgili bilgileri internet adresinden bulabilirsiniz.
http://www.troyamarket.hu/
Kasap Sezgin'in internet adresi yok ama adresi 1053 Magyar utca 52
Macaristan'da güzel yemekler yemeniz dileğiyle :)
7 Ağustos 2013 Çarşamba
İyi bayramlar
Bir ramazan ayını daha bitirdik. Şimdi Şeker Bayramı zamanı.
Herkese çok güzel bir bayram diliyorum.
Çocuklarınızla, büyüklerinizle güzel bir bayram, tatildeyseniz harika bir tatil dilerim
27 Temmuz 2013 Cumartesi
Budapeşte'de ev bulmak
Tuna nehri Budapeşte'yi 2 ayrı şehre ayırmış durumda. Buda ve Peşte olarak. Aynı zamanda bu iki şehir de kendi içinde "kerület" denilen bölgelere ayrılmış. Şehirde toplam 23 bölge bulunmakta. Peşte tarafı şehrin kalbinin attığı yer. Peşte'de genellikle gençler ve yeni evliler oturmakta. Çocuklu ailelerin tercihi ise genellikle Buda tarafı. Çünkü okullar Buda tarafında ve Buda tarafı, Peşte'ye göre daha sakin. Buda tarafında da genelde expatların tercihi 2 ve 12. Bölgeler. Bu bölgeler genellikle çok uluslu öğrencilerin olduğu kreşlerin daha fazla olduğu bölgeler. Aynı zamanda çok uluslu okullara da yakınlar. 2. Bölgenin Rozsadomb denilen bölgesi Macar halkı tarafından zenginlerin oturduğu semt olarak niteleniyor. Rozsadomb, Türkçe'de Gültepe demek. Bu mahalleye ismi veren ise Osmanlı döneminde Macaristan'da yaşamış Gül Baba isimli bir Türk. Gül Baba'nın türbesi bu bölgede ve Macarlar tarafından çok sevilmiş bir kişi.
12. Bölge de 2. Bölge gibi genellikle expatların ve varlıklı Macarların oturmak için tercih ettiği bir bölge. Bir de bu bölgelere 1. Bölgeyi de ekleyebiliriz. Citadella denilen anıta yakın bölge de yaşamak için çok keyifli. Bu bahsettiğim 3 bölgede de genellikle expatların yaşadığı bazı siteler mevcut.
Ev kiralarken fiyat konusu pazarlığa tabi olabiliyor. Ev sahibiyle fiyatı bir kez daha görüşmekte fayda var.
12. Bölge de 2. Bölge gibi genellikle expatların ve varlıklı Macarların oturmak için tercih ettiği bir bölge. Bir de bu bölgelere 1. Bölgeyi de ekleyebiliriz. Citadella denilen anıta yakın bölge de yaşamak için çok keyifli. Bu bahsettiğim 3 bölgede de genellikle expatların yaşadığı bazı siteler mevcut.
Ev kiralarken fiyat konusu pazarlığa tabi olabiliyor. Ev sahibiyle fiyatı bir kez daha görüşmekte fayda var.
23 Temmuz 2013 Salı
Budapeşte'de okul seçmek
Bu yazıyı çok önce yazmalıydım ama bir turlu sıra gelmedi başka konuları anlatmaktan. Ancak buraya yeni bir Turk ailenin taşınacağı haberini aldığım için hemen bu konuya girmek istedim. Umarım işlerine yarar bu bilgiler.
Budapeşte'de eğer yerel Macar okullarına çocuğunuzu göndermeyecekseniz çok çeşitli uluslararası okullar var. Alman, Fransız, Japon, Avusturya, Amerikan, İngiliz ve hatta Türk okulları var.
Okul tercihi yaparken bence en önemli nokta okula yakın bir bölgede oturmak. Çünkü okulların servis imkanları olsa bile, servis kullanan öğrenci sayısı çok fazla değil. Buradaki adet ailelerin çocuklarını okula bırakması şeklinde.
Ancak ben oğlum küçük bile olsa servis kullanabileceğini düşünüp okulun en uzak 2-2.5 km ötesinde ev bakmıştım, ama ev hem eşimin işine çok uzak olmasın, hem okula çok uzak olmasın dediğinizde biraz karışıyor. Ev bulma konusunu da daha sonra anlatacağım.
Okul tercihimi İngilizce konuşulan okullar olarak kullandım çünkü eşim de ben de İngilizce dışında başka yabancı dil bilmiyoruz. Bu durumda hem çocuğumuza yardım edebilmek hem de öğretmenler ile anlaşabilmek için İngilizce konuşulan okulları listemize aldık.
Türk okulu'nu neden listemize almadık, çünkü okulları Türkiye'den internet aracılığı ile seçecektik ve Türk okulu ile ilgili hiç bir bilgi bulamadık. Daha sonra buraya gelince bu okulun varlığından haberdar olduk.
İngilizce eğitim veren okullara dönersek; 4 tane okul var. Bunlar; GGIS, Britannica, British ve American International School.
GGIS, katolik okulu olduğu için listemden çıktı.
Britannica, burada yaşayan Türkler'in çok iyi değil diye yorumladıkları bir okuldu. Ayrıca okul International baccalaureate vermiyor. Bu konuyla ilgili çok detaya girip konuyu dağıtmayacağım. Bu adresten daha detaylı bilgi alabilirsiniz. http://www.ibo.org/
Aslında benim çocuğum daha çok küçük bu belge için ama bana okul hakkında az çok bir fikir vermişti.
Geriye iki okul kaldı Amerikan ve British.
İlk aklımdaki okul Amerikan okuluydu.. Okulun, rahat, özgüveni yüksek sosyal bireyler yetiştirdiğini düşünüyordum. İngiliz okulu ise öğrencilere üniforma giydiren çok disiplinli bir okul gibi gelmişti. Ancak Amerikan okulu eşimin işine ve eğer oğlum o okula giderse oturacağımız ev de şehire uzak olacağı için bir adım geri atıp oraya göndermedim. Okul şehre gerçekten uzakta. Benim arabam olmayacağı için de bu okul listemden çıktı. (araba kullanmayı sevmiyorum ve Budapeşte'de toplu ulaşım bir harika).
Onun yerine İngiliz okulunu seçtim. Önce okulu seçip daha sonra da evimi buldum ve ikisinden de çok memnunum.
Onun yerine İngiliz okulunu seçtim. Önce okulu seçip daha sonra da evimi buldum ve ikisinden de çok memnunum.
Şimdi oğlumun okulunu anlatayım. İngiliz okulu üniforma giydiriyor aynı Türk okulu gibi. Ama benim düşündüğüm gibi -izleyenler bilir- "Ölü Ozanlar Derneği" filmindeki gibi sıkı ve bunaltıcı bir okul değil. Üniforma giymeleri aslında biz annelere kolaylık bunun dışında okul olarak Budapeşte'deki en iyi okullardan biri, diğeri de Amerikan. Bu iki okulun en iyi okullar olduğunu zamanla insanlarla tanıştıkça öğrendim. Eğitim seviyeleri gerçekten iyi. Ana sınıfında okuma yazma alıştırmalarına başlıyorlar. Yine aynı sınıfta her hafta yüzme dersleri var. Okul sonrası spor ve çeşitli aktivite imkanları çok fazla. Müzik, drama, satranç ve çeşitli spor dalları bu aktivitelerden bir kaçı. British yani İngiliz okulu diğer okullardan farklı olarak 5 yaşında ilkokula başlatıyor. Ama bu ilkokula başlama Türkiye'deki gibi ders odaklı değil, oyun odaklı bir eğitim. Zaten bu dönemlerde her tür eğitimi eğlendirerek veriyorlar.
British mi American mı diye seçim yapmak bence çok kolay değil, gerçekten de ikisi de iyi okullar. Okulu seçerken çocuğunuzun rahatını ve kendi rahatınızı düşünüp ona göre karar verin. İkisinin de eğitimi Budapeşte'de bir numara. Yerli halktan imkanları iyi olanlar mutlaka bu iki okuldan birine çocuklarını gönderiyorlar.
Bu arada benim oğlumdan başka Türk yok bu iki okulda da bildiğim kadarıyla. Burada benim tanıdığım Turk ailelerden, iki aile çocuğunu Avusturya okuluna ve bir aile GGIS'e gönderiyor. Diğer ailelerin çocukları da genelde küçük ve onlar da international kreşlere gidiyorlar. Umarım bu bilgiler okul seçiminde işinize yarar, tabi bir de okulları mutlaka ziyaret edin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)